Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), kaçak yayınlarla mücadele kapsamında aldığı yeni bir kararla teknoloji ve medya dünyasının odağına yerleşti. Türkiye Futbol Federasyonu, Google’ın öncülüğünde geliştirilen AMP (Accelerated Mobile Pages) projesinin resmi internet sitesine Türkiye’den erişimi engelledi.
EngelliWeb tarafından paylaşılan bilgilere göre, daha önce ampproject.org olarak bilinen ve 2019’dan bu yana amp.dev alan adıyla faaliyetlerini sürdüren AMP’nin resmi sitesi, TFF’nin 18 Şubat 2026 tarihli ve 0114-01 sayılı kararıyla erişime kapatıldı. Bu hamle, aynı alan adına 2025 yılında getirilen ve kısa sürede kaldırılan erişim engelinin ardından ikinci kez uygulanmış oldu.
Kaçak Yayın Gerekçesi Tartışma Yarattı
Erişim engelinin gerekçesi olarak yasadışı futbol yayınları gösteriliyor. Ancak AMP, doğrudan yayın içeriği sunan bir platform değil; mobil web sitelerinin daha hızlı yüklenmesini sağlayan açık kaynaklı bir altyapı. Bu nedenle karar, “orantılılık” ve “hukuki belirlilik” ilkeleri çerçevesinde yoğun eleştirilere neden oldu.
Eleştirilerin bir diğer dayanağı ise Anayasa Mahkemesi’nin durumu. TFF’nin erişim engeli verme yetkisi, 14 Ekim 2025’te Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak kararın yürürlüğe giriş tarihi 14 Temmuz 2026 olarak belirlendiği için federasyon, bu tarihe kadar benzer kararlar almaya devam edebiliyor.
AMP Nedir, Engel Ne Kadar Etkili?
AMP, Google liderliğinde geliştirilen ve mobil internet deneyimini hızlandırmayı hedefleyen açık kaynaklı bir web çerçevesi. Haber siteleri, e-ticaret platformları ve bloglar tarafından yaygın şekilde kullanılıyor.
Teknik açıdan bakıldığında, erişim engelinin etkisi sınırlı. AMP merkezi bir sistem olmadığı için yayıncılar, kendi alan adları üzerinden AMP sayfalarını sunmaya devam edebiliyor. Ayrıca AMP içerikleri Google’ın önbellek altyapısı üzerinden erişilebilir durumda.
Dijital Ekosistem İçin Ne Anlama Geliyor?
AMP’nin resmi dokümantasyon merkezi zaten amp.dev alan adı üzerinden yürütülüyor. Bu da alınan kararın pratikte sınırlı, sembolik olarak ise yüksek etkili olduğu yorumlarını güçlendiriyor. Teknoloji sektörü açısından bu durum, içerikle altyapı arasındaki farkın hukuki süreçlerde yeterince gözetilmediği yönünde önemli bir sinyal olarak görülüyor.











