896 okuma Bu Kategoridesiniz : 17 Ocak 2016 Pazar 13:32

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Sosyal Devleti Nasıl Düzenlemiştir?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Sosyal Devleti Nasıl Düzenlemiştir?

Sosyal devlet; herkese insan onuruna yaraşır bir hayat seviyesi sağlamayı amaçlayan bir devlet anlayışı olarak tanımlanabilir.

1982 Anayasamız Sosyal Devlet Sistemini kabul etmiştir.Anayasamızın 35.maddesi mülkiyet  ve miras haklarını açık bir şekilde tanımaktadır.Yine 48.maddesinde çalışma,sözleşme ve özel teşebbüs hürriyetine yer vermiştir.Bunlara yer veren  Anayasamız özel mülkiyet haklarını onu toplum yararına aykırı olarak kullanmayı da men ederek bir sınır çizmiştir mülkiyet hakkına.

Devletin temel amaç ve görevleri başlığını taşıyan Anayasamızın 5. maddesi şöyle demektedir; Devletin temel amaç ve görevleri kişilerin ve toplumun refah,huzur ve mutluluğunu sağlamak,kişinin temel hak ve hürriyetlerini ,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşacak surette sınırlayarak,siyasal ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olarak düzenlemektedir.

Devletin bütün bu şartları sağlayabilmesi için bir maddi kaynağa ihtiyacı olup bu kaynakta vergidir.Verginin adaletli bir şekilde toplanması ile devlet sosyal hukuk devletinin gerektirdiği mali imkanları vatandaşlarına sağlayabilecektir.

Anayasamızın 73.Maddesi; ”Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere maddi gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” demektedir.Vergi yükünün dengeli ve adaletli bir şekilde dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Maliye politikasında artan oranlı vergi tarifesi uygulanmakta olup,gelir seviyesi düşük olanlardan daha az  oranlı  vergi alınıp seviyesi arttıkça da daha yüksek oranlı vergi alınarak sosyal adalet gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Şöyle ki yıllık geliri mesela 12000 Liraya kadar olanlardan %15 geliri  daha üst seviyede olanlardan %20, %25  gibi artan oranlarda vergi tahakkuk ettirilerek geliri düşük olanlardan ise daha az vergi alınarak bu kesim korunmaktadır.   Geliri yüksek olanlardan ise daha yüksek vergi alınarak toplumun gelir seviyesi dengelenmeye ve alt dilim ile üst dilim arasında bir uçurumun oluşumunun engellenmesine çalışılmaktadır.

Peki bu tam olarak mümkün olabilmiş midir? Bunun mümkün olup olmadığını ülkemizdeki insanların gelir seviyesine baktığımızda kolaylıkla görebiliyoruz. Alt dilim ile üst dilim arasında bir uçurum var ve bu uçurum maalesef  her geçen yıl giderek artıyor. Gelir  seviyelerine artan oranlı vergi  sistemi uygulanmadığından dolayı zengin daha zengin  olmakta fakir ise karnını doyurmakta zorlanmaktadır.Ülkemizde bugün gelirden vergi alınması yerine vergi tüketimden alınmaktadır.Alt gelir seviyesindeki insanlar gelirleri ile karınlarını doyurabilmek mücadelesinde olup son zamanlarda devlet bu kesimlere kısmen de olsa bir gelir aktarımı yoluna gitmeye çalışmaktadır. Bunu bu insanlara sosyal devletin gereği olarak yaptığını  asli görevi olduğunu da söyleyebilmekte midir? Bunu  tam olarak söylemek mümkün değildir. Devletin alt gelir seviyesine yaptığı destek  vatandaş tarafından bir ulufe gibi görülmekte ve devlette bu aktarımın karşılığını oya tahvil etmek gibi bir tavrın içerisine girmektedir.

Halbuki alt gelir dilimlerine yapılan bu destek devletin bir ulufesi değil anayasal vazifesidir.Halk kesimi de bunu böyle görmeye başladığında devlet millet birlikteliği pekişecektir.

17.01.2016

Avukat Şaban TATAR

Sponsor Alanı

 benzer haberler

Av. Şaban TATAR Mesleğe Geri Döndü  

Av. Şaban TATAR Mesleğe Geri Döndü

DEVLETİN BİRLİĞİNİ VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAK  

DEVLETİN BİRLİĞİNİ VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAK

Seçim Sistemimiz ve Millet Meclisi seçimlerimiz  

Seçim Sistemimiz ve Millet Meclisi seçimlerimiz