Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’ndaki süresiz yoksulluk nafakası düzenlemesini iptal etti. 2012 yılında aynı hükmü sosyal devlet ilkesi kapsamında uygun bulan AYM’nin yeni kararı, nafaka sisteminde köklü değişikliklerin önünü açtı.
14 Yıl Sonra Görüş Değişti
Türkiye’de uzun yıllardır kamuoyunun en çok tartıştığı hukuki konular arasında yer alan süresiz nafaka uygulamasında önemli bir dönüm noktası yaşandı. Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının süresiz şekilde bağlanabilmesine imkan tanıyan düzenlemenin iptaline karar verdi.
Mahkemenin kararını 15 üyeden 12’sinin kabul, 3’ünün ise ret oyu vermesiyle aldığı öğrenildi. Böylece AYM, 2012 yılında aynı hüküm hakkında verdiği ret kararından farklı bir sonuca ulaşarak içtihadında dikkat çekici bir değişikliğe gitmiş oldu.
2012’de Ret Kararı Verilmişti
Süresiz nafaka düzenlemesi ilk kez 2012 yılında Bursa’nın Kestel ilçesindeki Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşınmıştı. Mahkeme, düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik, aileyi koruma ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu iddiasıyla iptalini istemişti. Ancak o dönem 17 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi, yalnızca bir üyenin karşı oy kullandığı dosyada iptal talebini büyük çoğunlukla reddetmişti.
Aradan geçen 14 yılın ardından aynı düzenleme yeniden yargısal incelemeye tabi tutuldu ve bu kez iptal kararı çıktı.
AYM’nin 2012’deki Gerekçesi Neydi?
Anayasa Mahkemesi, 2012 yılında verdiği kararda “sosyal hukuk devleti” ilkesine vurgu yapmıştı. Kararda, sosyal devlet anlayışının ekonomik açıdan güçsüz bireyleri korumayı amaçladığı belirtilirken, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin de bu koruma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmişti.
Mahkemeye göre yoksulluk nafakası;
- Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşi korumayı,
- Asgari yaşam standartlarının devamını sağlamayı,
- Sosyal dayanışma ilkesini sürdürmeyi,
- Güçsüz tarafın ekonomik açıdan mağduriyet yaşamasını önlemeyi amaçlıyordu.
Bu nedenle süresiz nafaka uygulamasının sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğu değerlendirilmişti.
Süresiz Nafaka Her Durumda Ömür Boyu Devam Etmiyordu
2012 tarihli gerekçede, “süresiz” ifadesinin nafakanın mutlaka ömür boyu ödeneceği anlamına gelmediği de özellikle belirtilmişti.
Mevcut düzenlemeye göre nafaka şu durumlarda sona erebiliyordu:
Kendiliğinden Sona Erme Halleri
- Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi,
- Taraflardan birinin hayatını kaybetmesi.
Mahkeme Kararıyla Sona Erme Halleri
- Nafaka alan kişinin fiilen evli gibi yaşaması,
- Yoksulluğun ortadan kalkması,
- Haysiyetsiz yaşam sürülmesi,
- Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü tamamen kaybetmesi.
AYM, bu gerekçeler doğrultusunda süresiz nafakanın mutlak ve değiştirilemez bir yükümlülük olmadığını savunmuştu.
Karşı Oy Yazısı Yıllar Sonra Yeniden Gündemde
2012’de verilen karara karşı çıkan tek üyenin yazdığı muhalefet şerhi ise bugün yeniden dikkat çekiyor. Karşı oy gerekçesinde, yoksullukla mücadele görevinin esas olarak devlete ait olduğu vurgulanmış ve boşanan eşlerden birinin diğerine ömür boyu ekonomik yükümlülük altında bırakılmasının sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığı savunulmuştu.
Muhalefet şerhinde ayrıca, süresiz nafaka uygulamasının hakkaniyet ve adalet ilkeleri açısından tartışmalı sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapılmıştı.
Süresiz Nafaka Tartışmaları Yıllardır Devam Ediyordu
Türkiye’de özellikle son yıllarda süresiz nafaka konusu sık sık kamuoyunun gündemine geliyordu.
Düzenlemeyi eleştiren kesimler;
- Kısa süreli evliliklerde uzun yıllar nafaka ödenmesini,
- Nafaka yükümlüsünün ekonomik hayatının olumsuz etkilenmesini,
- Süre sınırının bulunmamasını,
adalet duygusunu zedeleyen unsurlar olarak değerlendiriyordu.
Buna karşılık uygulamanın korunmasını isteyen görüşler ise;
- Boşanma sonrası ekonomik mağduriyet yaşayan kadınların korunması,
- İş gücüne katılım imkanlarının sınırlı olması,
- Toplumsal eşitsizliklerin sürmesi,
gibi nedenlerle yoksulluk nafakasının sosyal koruma mekanizması olarak önem taşıdığını savunuyordu.
Yeni Düzenleme İçin TBMM Devreye Girecek
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından gözler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrildi. Mahkemenin yasama organına tanıdığı 9 aylık süre içerisinde yeni bir yasal düzenlemenin hazırlanması bekleniyor.
Adalet Bakanlığı tarafından üzerinde çalışılan yargı reformu paketlerinde de yer alan nafaka konusu için;
- Süreli nafaka modeli,
- Evlilik süresine göre nafaka hesaplaması,
- Tarafların ekonomik durumuna göre farklı kriterler,
- Devlet destekli sosyal yardım mekanizmaları,
gibi alternatiflerin gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.
Nafaka Sisteminde Yeni Dönem Başlıyor
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı, Türk aile hukukunda son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak görülüyor. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte yıllardır tartışılan süresiz nafaka uygulamasının yerini alacak yeni sistemin nasıl şekilleneceği merak konusu olurken, hazırlanacak düzenlemenin hem ekonomik mağduriyetleri önlemesi hem de taraflar arasında adil bir denge kurması bekleniyor.
Uzmanlar, önümüzdeki süreçte TBMM’de yapılacak çalışmaların Türkiye’de nafaka hukukunun geleceğini belirleyeceğine dikkat çekiyor.









