Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde düzenlenen geleneksel Tepreş Şenlikleri kapsamında vatandaşlarla bir araya gelen Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Bölgesi ve Yalova’daki deprem riskine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Son yıllarda sık sık gündeme gelen “yakın zamanda büyük deprem olacak” yönündeki iddialara değinen Üşümezsoy, Yalova özelinde ortaya atılan bazı söylemlerin bilimsel verilerle örtüşmediğini belirtti.
“Yalova Halkı Gereksiz Endişeye Sevk Ediliyor”
Etkinlik sırasında yaptığı açıklamada deprem konusunun bilimsel temelde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Üşümezsoy, özellikle sosyal medya ve çeşitli platformlarda yayılan iddiaların vatandaşlarda gereksiz kaygıya neden olduğunu ifade etti. Yalova’daki fay hatlarının geçmişte yaşanan büyük depremlerle önemli ölçüde enerji boşalttığını belirten Üşümezsoy, bölgenin jeolojik yapısının doğru analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Üşümezsoy açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yalova’daki vatandaşlarımızı sürekli gündeme getirilen deprem söylentileri nedeniyle bilgilendirmek istedim. Çiftlikköy açıklarındaki fay hattı 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sırasında kırılmıştır. Daha önce de 1719 yılında önemli bir kırılma yaşanmıştır. Bu nedenle söz konusu fayın yakın dönemde yeniden büyük bir deprem üretmesi beklentisi bilimsel açıdan gerçekçi değildir.”
“Konuyla İlgili Olsun ya da Olmasın Herkes Konuşuyor”
Deprem konusunda uzman olmayan kişilerin de çeşitli tahminlerde bulunduğunu dile getiren Üşümezsoy, kamuoyunun bilimsel verilere dayalı açıklamalara itibar etmesi gerektiğini söyledi. Son dönemde Marmara Bölgesi hakkında yapılan bazı yorumların toplumsal kaygıyı artırdığını belirten Üşümezsoy, deprem riskinin tamamen yok sayılmaması gerektiğini ancak gerçekçi olmayan senaryoların da doğru olmadığını ifade etti. Uzman isim, deprem biliminin korku üretmek yerine riskleri doğru analiz ederek önlem alınmasını amaçladığını vurguladı.
İstanbul Depremi Tartışmalarına da Değindi
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Büyük İstanbul Depremi” söylemlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bazı uzmanların İstanbul’da son büyük depremin 1766 yılında meydana geldiğini ifade ederek olası deprem senaryoları oluşturduğunu belirten Üşümezsoy, 1894 yılında yaşanan büyük İstanbul depreminin çoğu zaman göz ardı edildiğini söyledi. Bu yaklaşımın bilimsel açıdan eksik değerlendirmelere neden olabileceğini savunan Üşümezsoy, deprem tarihinin bütüncül şekilde incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
Uzmanlardan Ortak Çağrı: Bilimsel Verilere Odaklanılmalı
Deprem uzmanları, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunan bir ülke olduğuna dikkat çekerken, vatandaşların doğrulanmamış bilgi ve söylentiler yerine resmi kurumların ve alanında uzman bilim insanlarının açıklamalarını takip etmesinin önemine vurgu yapıyor. Yalova ve Marmara Bölgesi için yapılan açıklamalar, bölgedeki deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmese de, bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, deprem konusunda en etkili yaklaşımın korku ve panik yerine kentsel dönüşüm, yapı güvenliği, afet hazırlıkları ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi olduğunu belirtiyor. Yalova’da gerçekleştirilen Tepreş Şenlikleri’nde konuşan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un açıklamaları, özellikle son dönemde artan deprem tartışmaları nedeniyle vatandaşlar tarafından yakından takip edildi.














